12 Şubat 2015 Perşembe

Ayla, Ayla Seks Hikayem, Anal Seks, Oral Seks, Seks Hikaye

Ayla kendini kaybetmek üzere olduğunun farkındaydı. Ateş, tüm vücuduna yayılmıştı artık. Gözlerini erkeğine doğru dikti. Masanın tam diğer tarafında, dirseklerini masaya dayamış, yanındaki erkek ile konuşuyordu, koyu bir konuşmaya dalmıştı Burhan. Ayla’nın bakışlarını farkedince, gözlerini ona çevirdi. Bir an göz göze geldiler.
Ayla gözlerinde onu deli gibi arzuladığını farkındaydı. Kurtarılmayı bekliyordu. Ama kocasının gözlerinde umduğunu bulamadı. Sarhoş olduğu belliydi Burhan’ın. sadece gülümsedi. Sonra yanındakiyle yine konuşmayı sürdürdü. Ya olup bitenin farkında değildi, ya da aldırmıyordu.
Ayla’nın bacakları titriyordu artık. Götü, elinde olmadan giderek açılıyor, yavaş hareketlerle içine girip çıkmakta olan parmağa, adeta kendiliğinden izin veriyordu. Başını çevirip, aklını başından alan parmağın, sol yanında ayakta durmakta olan sahibine baktı. Yüzü şehvetle kasılmıştı Yunanlı’nın. Gözleriyle sikiyordu onu. Sonra sağına, yandan vücudunu onunkine iyice yaslamış olan öbür Yunanlı’ya döndü. Adamın kazık gibi olmuş siki, beline dayanmıştı. Yüzündeki ifade ise arkadaşınınkinin, neredeyse aynıydı. 
          
"Tanrım, beni sikecekler…" diye düşündü Ayla, "Burada, herkesin içinde, ikisi birden sikecekler…"



          Yunan adasına seks hikayeleri oku, adult hikaye oku, sikiş hikayeleri daha bu sabah gelmişlerdi. İşin hoş olan yanı da, o gün evliliklerinin birinci yıldönümü olmasıydı. Erken saatlerde İzmir’den ayrıldıkları sırada hava sıcaktı. Ama burası çok daha sıcaktı tabii. Bu da hoşlarına gitmişti tabii. Bir yıllık çalışmanın yorgunluğunu atmaktan başka düşündükleri yoktu ikisinin de. 
          
Öğlenden sonra kaldıkları beldede ki otelin plajından denize girmiş  sonra odalarına çıkıp biraz dinlenmişlerdi. Gece de, evlilik yıldönümlerini eğlenerek kutlamaya karar vermişlerdi. Önce restoranda yemek yemişler, sonra da otelin gece kulübüne gitmişlerdi. Kısacık bir süre sonra da, şimdi onlarla birlikte masanın çevresinde durmakta olan üç Yunanlı yanlarına sokulmuştu. Ayla, onların kafalarından geçeni, daha ilk anda anlamıştı tabii. Bakışlarından belliydi bu. Üstelik, bütün bu olanların suçu, büyük ölçüde kendisinde olduğunun o da farkındaydı.

          Asıl amacı, yalnızca Burhan’ı memnun etmekti. Kocası, onun tahrik edici olmasından hoşlanıyordu. Evlenme yıldönümlerinde onu iyice tahrik etmek istemiş ve bu amaçla giyinmişti o akşam. çok basitti giysisi de aslın da . Uçuk mor, incecik jarse krepten yapılma bir şeydi. Üst kısmını, omuzlarından geçen ince askılar tutuyordu. Dekoltesi normaldi ama, memeleri, ince kumaşın altından tüm hatlarıyla belli oluyordu. Ayla her zaman gurur duymuştu memeleriyle. Pek büyük değillerdi gerçi ama, kütür kütür sert ve yusyuvarlaktılar. 
          
Giysinin kumaşı, karnını ve ince belinden sonra birden genişleyen yuvarlak kalçalarını iyice sarıyordu. Güzel görünmeyeceğini bildiği için, külot giymemişti. Göbeğinin çukurluğu belli oluyordu. Hatta, biraz aşağıda, çevresi iyice temizlenmiş amının üstünde bıraktığı bir tutam kılın kabarıklığı da belliydi. İncecik kumaş, arkadan da, kalçalarının arasına hafifçe giriyor ve vücudunun en güzel yerlerinden biri olan yuvarlak kalçalarını, başdöndürücü bir biçimde sergiliyordu. 
          Eteği ise o kadar kısaydı ki, kalçalarının hemen altında bitiyordu. Kıyafetini, ayaklarına geçirdiği, alabildiğine yüksek topuklu, arkaları açık, ön tarafları ise tümüyle transparan bir plastikten yapılmış ayakkabılarla tamamlamıştı. Sanki çıplak gibi görünüyordu ayakları. Beyaz, pürüzsüz ve inanılmaz güzellikteki bacakları, ayakkabılarının yüksek topukları ve eteğinin kısalığı nedeniyle, daha da uzun görünüyordu. Kocası onu gördüğünde, gözleri parlamıştı. 
          Ayla, restoranda da epey ilgi çekmişti görüntüsüyle ama, gece kulübüne gittiklerinde her şey başkalaşmıştı. Restoranda, otelin, büyük tamamı çeşitli ülkelerden yabancılardan oluşan müşterileri vardı yalnızca. Gece kulübü ise yarıyarıya Yunanlı’larla doluydu. Esmer ve aç bakışlı Yunanlı erkeklerle. 
          Plaja oldukça yakındı, açık hava gece kulübü. İyice de kalabalıktı. Ama daha kapıdan girdikleri anda farkedilmişti Ayla. Kendilerine en dip tarafta, çevresinde ayakta durulan bu masayı bulana kadar dolaşmak zorunda kalmışlardı. Tüm bu süre zarfında da, onlarca Yunanlı, gözleriyle sikmişti Ayla’yı. 
          Sonunda, garsona içkileri ısmarladıklarında, Burhan’ın ağzı kulaklarındaydı.Hep böyle olurdu zaten. Ayla başka erkeklerin ilgisini çektikçe mutlu oluyordu.
          ”Çok güzelsin…” dedi karısına, “İnsanın aklını başından alıyorsun… Üstelik yalnızca benim de değil…”
          Ayla gülümsedi ona. Doğrusu şikayeti yoktu. Deneyimleriyle, kocasının tahrik olmaya başladığını, gece ilerledikçe daha da çok tahrik olacağını biliyordu. Sonunda odalarına çekilip yalnız kaldıklarında, geceyi, müthiş bir sikişle noktalayacaklarına emindi. Çevreyi seyretmeye başladı. 
          Hemen yanlarındaki masanın çevresinde, üç Yunanlı erkek vardı. Üçü de yakışıklıydı doğrusu. Üstelik, yalnız görüntüleriyle değil, giyinişleriyle de, turistlerden çok değişiktiler. Dar pantolonlar ve tiril tiril gömlekler giymişlerdi. Üçünün de yakaları iyice açıktı. Göğüslerindeki siyah kıvırcık kıllar, çok hoşuna gitmişti Ayla’nın. Anladığı kadarıyla, o da Yunanlı’ların hoşuna gitmişti. Kapkara gözleriyle, sürekli onu seyrediyorlardı. Bu da, içinin tatlı tatlı ürpermesine neden oluyordu tabii. 
          Burhan biraz hızlı içiyor, Ayla’yı da peşinden sürüklüyordu bu akşam. Kısa sürede, ikisinin de kafaları iyi olmuştu. Ayla, kendini müziğin ritmine kaptırmış, olduğu yerde hafif hafif oynuyordu ki, yan masadaki Yunanlı’lardan biri yanlarında bitip onu dansa kaldırmıştı. 
          İlk başlarda, birbirlerini seyretmişlerdi yalnızca. Ayla, Yunanlı’nın hoş bir erkeksilikteki vücudunu seyrediyordu. O da, Ayla’nın inanılmaz baştançıkarıcılıktaki güzelliklerini. Böyle seyredilmek çok hoşuna gitmişti Ayla’nın. Biraz da bu nedenle olmalı, giderek daha cüretlenmeye başlamıştı o da. Bir dansözün kıvraklığıyla dansediyordu. 
          Ama asıl dananın kuyruğu, müzik birden yavaşa döndüğünde kopmuştu. Yunanlı onu bir anda kollarının arasına almış ve sert vücudunu onunkine yaslamıştı. Ayla’nın ilk hissettiği, karnına dayanan o müthiş sertlik olmuştu tabii. Yunanlı’nın kalkıp kazık gibi kesilmiş siki, sanki alev alev yanıyordu. Bu da, başının daha da fazla dönmeye başlamasına neden olmuştu yalnızca. Üstelik artık yalnızca içkinin etkisiyle değil, içinde birden tutuşuveren ateş nedeniyleydi bu. 
          Yunanlı Ayla’nın direnmediğini farkeder etmez, biraz daha cesaretlenmiş ve daha sıkı sarılmıştı. Adeta ayakta sikiyordu onu. Bunun doğal sonucu da, Ayla’nın içindeki ateşin büyümesi olmuştu yalnızca. Kendini iyice bırakmıştı bu tanımadığı Yunanlı’nın kollarına. Amının, inanılmayacak kadar sulandığını hissediyordu. Başını onun boynuna gömmüş, değişik erkek kokusunu içine çekerek, kalçalarını hafif nafif hareket ettiriyordu. Hayatından son derece memnundu. 
          Müzik yeniden hızandığında dansı bırakıp masaya geri dönmüşler ve Ayla bir sürprizle karşılaşmıştı. Öteki Yunanlı’lar, şimdi onların masasında, kocasının yanındaydılar ve üçü, koyu bir sohbete dalmışlardı. Kısa bir süre sonra da, ikinci Yunanlı dans pistine götürmüştü Ayla’yı. 
          Bu küçük macera da, kısa sürede birincisine dönünce, iyice kendini bırakmıştı Ayla. Artık Yunanlı’ların hepsi, sırayla ona dansa kaldırıyor ve pistin ortasında, adeta ayakta sikiyordu. Vücuduna dayanan kalkmış sikler, inanılmaz büyük bir zevk vermeye başlamıştı Ayla’ya. Tabii bu arada adamların elleri de vücudunda dolaşıyor, ellenmedik yerini bırakmıyorlardı. İşin ilginç yanı ise kocasının tepkisizliğiydi. 
          Sonra Yunanlı’lar, işi giderek büyütmüş, adeta azmışlardı. Masanın çevresinde hep birlikte ayakta durup içmeye devam ederlerken, içlerinden biri her zaman kocasının yanında durup onu lafa tutuyordu. Öbürleri ise Ayla’yı aralarında makasa almaya başlamışlardı. Elleri sürekli orasında burasında dolaşıyordu. 
          Sonunda biri, arkadan getirdiği elini eteğinin altından bacaklarının arasına sokmuş ve amını avuçlayıvermişti. Ayla o kadar heyecanlamıştı ki, itiraz bile edememişti. Bir süre sonra da adamın parmağı, amının açılmış dudakları arasından içeri kaymış ve aklını başından almıştı. Ama bununla da yetinmemişti Yunanlı ve vıcık vıcık ıslanıp kayganlaşmış parmağını, amından çıkarıp götüne sokuvermişti. Bu yetmiyormuş gibi öbür Yunanlı’da parmağını amına sokmuştu. Sonuçta, beli gelmişti işte. 
          Şimdi soluklanmaya çalışıyordu. Dizleri hala titriyordu. Bu arada, Yunanlı’lardan biri garsona işaret edip, hepsi için birer içki daha ısmarlamıştı. Kocasıyla yeniden gözgöze geldiler. Tanrım ne yapıyordu bu adam. Gerçekten de hiç bir şeyin farkında değildi galiba. Bardağını eline alıp, büyük bir yudum içti. 
          Aynı anda da, solundaki Yunanlı’nın elini uzatıp, sol elini bileğinden tuttuğunu hissetti. Elini çekiyordu adam. Direnemedi bile. Parmakları, taş gibi sert bir sikin ateş gibi yanan tenine değdiğinde, yeni bir titreme dalgası sardı vücudunu. Beyninin, kontrol edemediği bir yerinden gelen emre uyup, sıkı sıkı tuttu onu. Tanrım, ne kadar da büyüktü.
          Yunanlı’yla gözgöze geldiler. Kapkara gözleriyle sikiyordu adam onu. Yavaş hareketlerle, elindeki siki okşamaya başladı. Az önce armağını önce amına, sonra da götüne sokup, belini getirmesine neden olmuştu Yunanlı. Şimdi de ondan karşılığını bekliyordu. Bereket çevredekilerden durumun farkında olan yoktu. 
          Ama Ayla, birileri onu görse bile umursamayacağının farkındaydı. Elindeki sik, aklını başından almıştı sanki. Üstelik sağ tarafındaki Yunanlı da, şimdi elini eteğinin altına sokup kalçasını okşamaya başlamıştı. Bu arada, aralarında Yunanca da konuşuyorlardı adamlar. Kısacası, olup bitenleri, kocasından başka bilmeyen yoktu. Eh, bu da onun kaybıydı doğrusu.
          
Yunanlı’nın kalçaları da hafif hafif hareket ediyordu artık. Ayla, onun belini getireceğini anlamış ve daha hızlı bir tempoyla, sikini sıvazlamaya başlamıştı. Birden adamın kasıldığını hisetti. Elindeki sikin altında boydan boya uzayan bel borusu şişti. Sonra fışkırtmaya başladı Yunanlı. Ayla, onun peşpeşe salvolar halinde gelen bellerinin nereye gittiğini göremiyordu. Masanın altında biryerlere fışkırtıyordu tohumlarını. Ama yine de, bir kısmı parmaklarına bulaşmış ve olanca yakıcılığıyla, başının biraz daha dönmesine neden olmuştu. 
          
Adam durulunca, elini çekti. Parmakları, bellerle pırıl pırıl parlıyordu. Biran için ne yapacağını bilemedi. Ama kalçasını okşamakta olan öbür Yunanlı, bir parmağını kalçalarının arasına sokup götüyle oynamaya başladığında, birden verdi kararını. Elini ağzına götürüp, birer birer emmeye başladı parmaklarını. Tanrım, ne kadar güzeldi tadı. Bel kokusu burnuna doluyordu. Tam o anda Yunanlı’nın parmağı götüne giriverdi. İçinde bir top patlamış gibi oldu Ayla’nın. Öbür eliyle masaya tutundu. Yine beli geliyordu. Bacakları, bir kez daha taşımaz olmuşlardı onu.
          
Kendini biraz toparladığında, götü hala Yunanlı’nın parmağıyla doluydu. Tanrım, neler yapıyordu bu adamlar böyle. Üçü de sikmek istiyordu onu. Bu kalabalık yerde bunu yapamayacakları için de, her yerini elliyorlar, amına, götüne parmaklarını sokuyorlardı. Kafası bu kadar iyi olmazsa, böyle ileri gitmelerine izin vermezdi her halde. Ama şu anda itiraz etmeyi aklına bile getirmiyordu. İtiraz etmek ne demek, üstelik bundan son derece memnundu da. Götü iyice açılmıştı şimdi. Rahatlıkla parmağını sokup çıkarıyordu Yunanlı. Onu parmağıyla sikiyordu sanki. Hem de götünden.
          
Göz ucuyla, az önce sikini eline alıp belini getirdiği Yunanlı’nın masanın öbür tarafına, kocasının yanına gittiğini gördü. Hemen peşinden de, şimdiye kadar o tarafta durmakta olan Yunanlı Ayla’nın yanına geldi. İkili kıskaç sürüyordu yani. Birden kararını verdi Ayla ve adamdan önce davranıp elini aşağı indirdi ve onun kalkıp kocaman olmuyş sikini pantolonunun üstünden avuçlayıverdi. Tanrım, bu da kocamandı. Sonra öbür elini de indirdi aşağı ve sağındaki Yunanlı’nın sikine uzandı. Göz ucuyla, ikisinin de sırıttıklarını görebiliyordu. 
          
Kısacık bir sürede, ikisi de pantolonlarının önünü açmış ve siklerini dışarı çıkarmıştı adamların. Şimdi iki elinde de, birbirinden büyük, birbirinden sert, ateş gibi yanan Yunanlı sikleri vardı. Azdıkça, daha çok azdığını hissediyordu Ayla. Solundaki Yunanlı’nın eli önden gelip eteğinin altına daldığında, daha da heyecanlandı. Bir yılan gibi, vıcık vıcık amının dudakları arasından kayıp içine giren ikinci Yunanlyı parmağı ise onu yeniden patlama noktasına getirmişti. 
          İşte bu inanılmaz güzeldi. Bir parmak götüne, bir diğeri de amına girip çıkıyordu ve iki eli de sikle doluydu. İki yabancı parmak ve iki yabancı sik. Üstelik bu kalabalık bir gece kulübünde, herkesin içinde oluyordu. Hem de kocasının burnunun dibinde. 
          
Her an gelebilirdi beli. İnanılmaz bir şeydi bu. Burhan, gerçekten de olup bitenleri farketmiyor muydu? Üçü de sürekli hareket halindeydiler en azından. Yunanlı’ların birer kolları, Ayla’nın ise iki kolu birden oynuyordu. Kocası ise yanındaki Yunanlı ile konuşmayı sürdürüyordu. 
          
Ayla, iki Yunanlı’nın vücutlarının da gerildiğini fark ediyordu. Ah ikisi de belini getirecekti. Bunu düşündükçe, içinden çılgın bir isteğin yükselmekte olduğunu da farkediyordu. O anda, iki erkeğin arasına çömelip siklerini yalamak, emmek istiyordu. Sonra da fışkıran tohumlarını içmek. Ama bunu yapamayacağını da biliyordu. O kadar sarhoş değildi. 
          
İlk önce, sağ elindeki sik patladı. Hemen peşinden de sol elindeki. Elleri, bel içinde kalmıştı. Sonra, tüm vücudu titreye titreye, onun beli de gelmeye başladı. Gözleri kararıyordu. 
          
Şimdi hepsi biraz durulmuşlardı. Bardağında kalan içkiyi başına dikti Ayla. Bunu gören Yunanlı’lardan biri de, hemen bir tur daha içki ısmarladı. Acaba ne olacaktı bu işin sonu. Ayla, bunu ciddi biçimde merak ediyordu. Yunanlı’ların üçü de, sikmek istiyorlardı onu. Bundan hiç kuşkusu yoktu. Eğer bulundukları yer uygun olsaydı, bunu şimdiye kadar yaparlardı bile. Onlara direnemeyeceğini de biliyordu. Şu ana kadar, ne isterlerse yapmışlardı zaten. 
          Kendini, daha pistte, dansla karışık ayakta sikişler sırasında bırakıp koyvermişti. İşin en ilginci de, kocasının tutumuydu tabii. Büyük bir aldırmazlık içindeydi Burhan. Karısını hemen yanıbaşında sikilmişten beter etmişlerdi ve haberi bile olmamıştı. Doğrusu bunu aklı almıyordu Ayla’nın. Gerçi, bir yıllık evlilikleri süresince, bir kaç kez aldatmıştı kocasını ve anladığı kadarıyla Burhan da bilmesine rağmen ses çıkarmamıştı ama, bu seferki bambaşkaydı. 
          
Tam bunları düşünürken kocasının kelimeleri yaya yaya İngilizce konuştuğunu duydu.
          
"Burası kapanacak galiba…" diyordu Yunanlı’lara, "Hadi bizim odaya gidelim… İçmeye ve konuşmaya, orada devam ederiz…" 
          Ayla kulaklarına inanamıyordu. Yunanlı’ların gözlerinin parladığını görebiliyordu bu arada. Deli miydi bu adam? 
          
"Sen ne yaptığını sanıyorsun..?" dedi Tükçe konuşarak.
          
"Ne yapıyor muşum..?"
          
"Bu adamları odamıza davet ettin…"
          
"Eeee, ne olmuş yani..?"
          
"Burhan, olup biteni farkında değil misin sen..?" 
          ”Ne gibi yani..?”
          
"Bunların hepsi, beni sikmeye çalışıyor…"
          
"Hadi canım sen de… Seni seyrediyorlar biraz işte… Eminim bu da senin hoşuna gidiyordur…" 
          
"Odaya gidersek, sikerler beni…"
          
"Yok canım… Benim yanımda yapacak değiller ya…"
          
Sustu Ayla. Laf anlamak istemiyordu kocası. Bu arada hesap ödenmişti bile. Hep birlikte gece kulübünden çıkıp, otelin ana binasına doğru yürümeye başladılar. Yine iki Yunanlı’nın arasında kalmıştı Ayla. Biri beline sarılmıştı. Ama bununla da yetinmiyordu. Eli gelip, bir pençe gibi bir memesini avuçlamıştı. Öbürü de kalçalarını okşayıp duruyordu. Kocası ise, üçüncü Yunanlı’yla konuşarak yürüyordu bir adım önlerinde. 
          
Ayla kendini bir hayal aleminde gibi hissediyordu. Onu neyin beklediğini biliyordu. Bu Yunanlı’ların, onu sikeceklerinden hiç kuşkusu yoktu. Bunu şiddetle istediğinin de farkındaydı. Tek aksayan taraf, kocasının varlığıydı. Bu da, zaten yasak olan bir şeyi, çok yasak hale getiriyordu sanki. Ama direnemiyordu da. Ne Yunanlı’lara, ne de kendi isteklerine karşı direnemiyordu. 
          
Lobiye girerken, onu bıraktılar adamlar. İçerisi hem aydınlıktı, hem de kalabalık. Burhan gidip resepsiyondan anahtarı alırken, gözleri bankonun arkasındaki genç oğlana takıldı Ayla’nın. Onu ve yanındaki üç Yunanlı’yı, bilmiş bilmiş süzüyordu. Ne olduğunu anlamıştı oğlan. Bu gayet açıktı. Ahahtarı Burhan’a verirkenki gülümsemesinden de belliydi zaten. Sonra kocası, resepsiyonun yanındeki bara uğrayıp, bir kova dolusu buz aldı ve asansöre binip yukarı çıktılar. 
          
Oda aslında oldukça büyüktü ama, yine de beş kişi için küçük sayılırdı. İki geniş koltuktan başka oturulabilecek tek yer, alabildiğine geniş yataktı. Biran öylece durdular ayakta. İçerdeki tek ışık, çıkarken açık bıraktıkları, aynanın önündeki abajurlu küçük masa lambasından geldiği için, içerisi iyice loştu. 
          Ayla, yatağa oturmaya cesaret edememişti doğrusu. Gidip koltuklardan birine oturdu. Öteki koltuğu da Yunanlı’lardan biri oturmuş, kocası ve iki Yunanlı ayakta kalmışlardı. Sonra Burhan bavulu karıştırıp, İzmir’de havaalanından aldığı viski şişesini çıkardı ortaya. mini bardaki bardaklar da yeterli değildi tabii. İki viski, iki de şarap bardağı vardı. 
          Yunanlı’lardan biri gidip, banyodan bir bardak daha getirdi. Kocası içkileri doldurunca da, bardağını eline alıp balkona çıktı adam. Öbür Yunanlı da, Burhan’ı kolundan tutup arkadaşının peşinden yürüdü. 
          
Dolunay vardı ve manzaranın müthiş olduğuna emindi Ayla. Şimdi üçü de balkondaydılar ve o, karşısındaki koltukta oturan Yunanlı’yla yalnız kalmıştı odada. 
          
Otururken, kısacık eteği iyice sıyrılmıştı Ayla’nın. Ama toparlanmayı, aklının ucundan bile geçirmiyordu. Karşısındaki Yunanlı’nın gözleri, büyük bir açlıkla bacaklarını didik didik ediyordu ve bundan hiç bir şikayeti yoktu. Bacak bacak üstüne atmaktan vazgeçip, dizleri biraz aralık oturmaya başladı. Adamın amını görebildiğine emindi. 
          Gözlerini çevirip balkona baktı. Kocasıyla iki Yunanlı’yı görebiliyordu. Burhan ve Yunanlı’lardan biri, oradaki iki plastik iskemleye oturmuşlardı ve sırtları odaya dönüktü. Öteki Yunanlı ise, bakon parmaklığına yaslanmıştı ve yüzü pencereye dönüktü. 
          
Dizlerini biraz daha araladı. Şimdi karşısındaki Yunanlı’ya, gece kulübünde parmağını soktuğu yeri iyice gösteriyordu. Sikileceğini bilmenin verdiği heyecanı, vücudunun tüm hücrelerinde hissediyordu neredeyse. Amla bunun nasıl ve ne zaman olacağını bilemiyordu. Bu da, nedense heyecanını, kat kat arttırıyordu. 
          
Sonra Yunanlı’nın birden yerinden kalktığını gördü. Aradaki mesafeyi iki adımda alıp önüne geldi adam. Bir süre öyle gözgöze bakıştılar. Ayla, onun pantolonun önündeki müthiş kabarıklığı görebiliyordu. Elini uzatıp, saçlarını okşadı Yunanlı. Peşinden de üstüne eğildi. 
          
"Çok güzelsin…" diye fısıldadı Ayla’ya, "Seni sikmek istiyorum…"
          
"Ohhhh…" diye inleyebildi yalnızca Ayla.
          
Yunanlı’nın ağzı açıldı ve kalın, etli dudakları, Ayla’nınkilerin üstüne kapandılar. İnleyerek, dilini adamın ağzına verdi o zaman. Başı, artık fırıldak gibi dönüyordu. Adamın ellerinden biri, memelerinde dolaşmaya başlamıştı. Kendini bıraktı. 
          Gözlerini kapamıştı. Sonra adamın uzaklaştığını hissederek, yeniden açtı gözlerini. Yavaşça, hemen önünde yere oturdu Yunanlı. Bacaklarının, ayak bilekleri ile dizleri arasındaki kısmını okşamaya başlamıştı şimdi. Bir süre sonra ayakkabılarını çıkardı ve çıplak ayaklarını okşamaya koyuldu. 
          
"Ayakların çok sik kaldırıcı, biliyor musun..?" diye sordu, "Tüm gece boyu onlara baktım ve sikim hiç inmedi…"
          
Şimdi bir ayağını eline almıştı. Biraz kaldırıp öpmeye başladı sonra da. Ayla, tüm vücudunun alabildiğine gerildiğini hissediyordu. Tanrım, alev alev yanıyordu amı. Yunanlı’nın dilinin ayak parmaklarında dolaşmaya başladığını hissettiğinde ise çıldıracak gibi oldu.
          
"Imnnnh…" diye inledi, "Ohhhhh çok güzel… Ohhhhhh…"
          
Tek tek parmaklarını ağzına alıyor, emiyordu adam. Tanrım, böyle bir şeyi hiç yaşamamıştı şimdiye kadar. Sıra öbür ayağına geldiğinde, gözlerini çevirip balkona baktı tekrar. Değişen hiç bir şey yoktu neredeyse. Kocasıyla bir Yunanlı’nın sırtları, odaya dönüktü hala. Ama öbür Yunanlı, olup bitenleri görüyordu. Ayla, onun kapkara gözlerinin alevler saçtığını görerek ürperdi.
          
Bu arada adam da, ayak bileklerinden başlayarak, yavaş yavaş yukarılara çıkmaya koyulmuştu. Dudakları ve dili, bacaklarının iç taraflarında dolaştıkça, zevkten mestolduğunu hissediyordu Ayla. Dizleri kendiliğinden, alabildiğine açıldılar. Şimdi tam amının içine bakıyordu Yunanlı. Kendini, tabak gibi açmıştı onun önünde. Adam iki elini kalçalarının altına sokup onu tuttu ve biraz öne çekti.
          
"Amın da çok güzel…" dedi sonra da, "Resim gibi… Sikimi içine alabilmek için açılmış bekliyor…"
          Yunanlı’nın sözleri, ateşten birer ok gibi beynine saplanıyordu Ayla’nın. Alev alev yanan eller, hala kalçalarının altındaydı. Sonra adamın başparmağını, götünün deliğinde hissederek, çıldıracak gibi oldu Ayla. Vücudunun en duyarlı yerlerinden biriydi götü. En az amı kadar, hatta belki de daha fazla duyarlıydı o küçük delik. Amından akan sularla, şimdi vıcık vıcık ıslak ve kaygandı. Hafifçe bastırdı Yunanlı ve birden içine kayıverdi başparmak. 
          ”Götünü sikmek istiyorum, biliyorsun değil mi..?” diye sordu adam, “Çok güzel götün… Tam sikilecek göt…”
          Ayla, onun kapkara başının, bir anda kasıklarına gömüldüğünü gördü. Dudakları, amının susamış bir ağız gibi açık duran dudaklarına yapıştılar ve aynı anda da, dili içeri kayıverdi. Hiç durmuyordu Yunanlı’nın dili. Küçük bir sik gibi içine girip çıkıyor, zaman zaman yukarıya bızırına gelip, aklını başından alıyordu. Gözlerinin önünde şimşekler çakıyordu sanki. Birden beli gelmeye başladı. Götü, içindeki parmağı, koparacak gibi sıkıştırmıştı. Vücudu sarsılıyor, kıvranıp, bükülüyordu. 
          Kendini tekrar toplamasına, Yunanlı’nın ondan uzaklaşması neden oldu. Hala yerde oturuyordu adam. Ama biraz uzağına gitmişti şimdi. Sonra balkon kapısındaki hareketi farketti Ayla. Kocası içeri girmişti. Elindeki bardak boştu ve içkisini tazelemeye gidiyordu. Bir an gözgöze geldiler. Ayla, müthiş bir biçimde oturduğunun farkındaydı. Kalçaları koltuğun kenarında, yarı yatar gibi oturuyordu. Eteği beline kadar sıyrılmıştı. Bacakları alabildiğine açıktı. 
          ”Eğleniyor musun..?” diye sordu Burhan, “Görüyorum ki, kendini seyrettirmeyi, bayağı ileri boyutlara götürmüş durumdasın…”
          Ayla o kadar şaşırdı ki, konuşamadı bile. Acaba salak mıydı kocası? Hangi kendini seyrettirmekten söz ediyordu bu adam? O balkonda oturup, aptal aptal sohbet ederken, bu Yunanlı amını yalamış, parmağını götüne sokmuş, belini getirmesine neden olmuştu. Olduğu gibi meydandaki amının halinden de mi hiç bir şey anlamıyordu acaba? Bu durumu, hem şaşırtıcı, hem de garip bir biçimde tahrik edici buluyordu Ayla. 
          Bardağına viski doldurmakta olan Burhan’ı seyrederken, Yunanlı’nın da yerden kalkıp, yeniden koltuğuna oturduğunu farketti. Onun gülümsemesinden, onun da kocasının tepkilerine biraz şaşırdığını anlamıştı. Gerçi Türkçe konuşmaları anlamamıştı Yunanlı ama, kocasının hiç de kızgın bir hali olmadığını görebiliyordu. Sonra Burhan, elinde bardağı, yeniden balkona çıkıp, onları yalnız bıraktı.
          Gözlerini yeniden Yunanlı’ya çevirdiğinde, Ayla kocasını tümüyle unutuverdi. Pantolonunun önü, bir çadır gibi kabarmıştı adamın. Gece kulübünde, eline almıştı onu Ayla. Okşayıp, belini getirmişti. Bunu hatırlamak, içinde müthiş bir ateşin yanmaya başlamasına neden oldu yalnızca. Çok istemesine rağmen orada yapamamıştı gerçi ama, şimdi burada, ağzına alabilirdi onu. Yerinden kalkıp, adamın bacaklarının arasına diz çöktü. Elini uzatıp, gözlerini bir türlü ayıramadığı kalkmış sikini okşamaya başladı.
          Adamın buna yanıtı çok basit oldu. Fermuarını indirip, dışarı çıkardı sikini. Tanrım, ne kadar da büyüktü. Esmer, kıllı ve kocamandı. Morarmış başı bir mantar gibi şişmişti. Ayla elini yeniden götürüp, parmaklarını onun çevresine sımsıkı doladı. Böyle tuttuğunda, Burhan’ın siki kadar bir bölüm, yine de açıkta kalmıştı. 
          Gözlerini kaldırıp balkona baktı. kocasının yine sırtı dönüktü içeriye. Ayaktaki Yunanlı ise onları seyrediyordu. Bu içindeki ateşin daha da büyümesine neden oldu yalnızca. Dizlerinin üstünde doğrulup, elindeki sikin üstüne eğildi. Dudakları, onun ateş gibi yanan başının üstüne kapandılar. Gözlerinin karardığını hissetti Ayla. Alabildiği kadarını ağzının içine alıp, emmeye başladı. 
          İlk defa bu kadar büyük bir siki ağzına alıyordu. Bu da, zevkten başının dönmesine neden oluyordu. Gece boyu içtiği içkilerin de etkisiyle, iyice umursamazlaşmıştı artık. Burhan şu anda odaya girecek olsa bile aldırmayacak gibi hissediyordu kendini. 
          Yunanlı’nın tadı çok hoşuna gitmişti. Tüm kocamanlığı ve sertliğine rağmen, teni, inanılmaz bir kadife yumuşaklığındaydı ağzındaki sikin. Burnuna, adamın kasıklarından gelen koku doluyor ve bu başının dönmesini daha da arttırıyordu. 
          Ama en müthişi, ağzının içini dolduran o mantar gibi başın tepesindeki delikte zaman zaman beliren damlaların tadıydı. Neredeyse tüm benliğiyle Yunanlı’nın fışkırtmasını, tohumlarını ağzına doldurmasını istiyordu Ayla. Adamın erkeklik sıvısını içmek için duyduğu istek, giderek büyüyor, dev boyutlara ulaşıyordu.
          Sonra birden, iki ateş gibi yanan elin kalçalarında dolaşkmaya başladığını hissederek titredi. Gözlerini açıp baktığında, Yunanlı’lardan birinin gelip arkasında diz çökmüş olduğunu görerek, iyice heyacanlandı. Böyle dizlerinin üstünde öne eğildiğinde, eteği beline kadar sıyrılmıştı. Yeniden balkona baktı. Şimdi Burhan ve yanında oturan Yunanlı, yalnız kalmışlardı balkonda.
          
Ayla, kocasının salaklığına iyice inanmaya başlamıştı artık. Tanrım, sikilmek üzereydi ve Burhan bunun farkında bile değildi. Bir taraftan da, kocasının bu kadar yakında olması, içindeki sikilme isteğini daha da büyütüyordu sanki. İhanet yasak bir şeydi. Kocasının bu kadar yakınında ihanet ise daha da yasak ve bu nedenle daha da çekici, daha da güzel geliyordu ona.
          
Kalçalarını okşayan Yunanlı, kanının kaynama noktasına gelmesine neden oluyordu. Gerçekten ustaydı elleri. Kıçının yuvarlaklarını mıncık mıncık ediyordu. Sonra öpmeye başladı kalçalarını. Sonunda da dudakları, yuvarlakların arasına girip, amının dudaklarına yapıştılar. Tüm vücudu, elektrik çarpmış gibi titredi Ayla’nın. Belini büküp, kıçını yükseltti ve adamın yüzüne bastırdı. 
          Dili her yerde dolaşıyordu. Ama asıl darbeyi, götünü yalamaya başladığında indirdi Yunanlı. Sıcacık, ıslak ve kaygan bir dilin götünün alabildiğine duyarlı deliğinin üstünde dolaşmaya başlamasıyla, delirecek gibi oldu Ayla. Sikle dolu ağzından derin bir inleme çıktı. Tüm yaşamı boyunca, ilk defa götü yalanıyordu ve bundan duyduğu zevk o kadar büyüktü ki, şimdiye kadar boşa geçen zamana acımaya başlamıştı. 
          
Dudakları, emmekte olduğu sikin çevresine daha da hırsla yapıştılar. Aynı anda, arkasındaki Yunanlı’nın dudakları da götünün deliğine yapışmıştı. Sanki içini boşaltmak istiyormuş gibi emiyordu adam. Gözlerinde şimşekler çakmaya başlamıştı Ayla’nın. O da aynısını, ağzındaki sike yapmaya, tüm gücüyle emmeye başladı. Kocası, tümüyle çıkmıştı aklından.
          
Bir taraftan da, götünün her geçen an biraz daha açıldığını ve içine girecek bir sik için hazır hale geldiğini hissediyordu. Tek başına bu bile, inanılmaz bir heyecan veriyordu Ayla’ya. Götünden sikilmek istiyordu. Sik istiyordu götü. Kocaman bir Yunanlı siki hem de. Arkasındaki adam biraz uzaklaştığında, bu nedenle daha da heyecanlanarak beklemeye başladı. Hareketlerinden, onun pantolonunun önünü çözüp, sikini dışarı çıkarmakla uğraştığını anlıyordu. 
          
Az kalmıştı. Sonra dizlerinin üstünde, ona iyice sokuldu Yunanlı. Ne var ki, onun kocaman sikinin ateş gibi yanan başını, götünde değil de amında hissetti Ayla. Öylesine sulanmış, öylesine açılmıştı ki amı, tek bir harekette, dribine kadar sokuverdi adam. Yağ gibi içine kaymıştı o kocaman sik. Yunanlı’nın iri ve kıllı taşaklarının, amının dudaklarında ezildiğini hissetmek, onu deli ediyordu. Ama adam hareketlenip, sikini sokup çıkarmaya başladığında, zevkten bayılacak gibi oldu Ayla. 
          Sonunda sikiliyordu. 
Açıklama: image

          O akşama kadar hiç tanımadığı, yakışıklı ve kocaman sikli bir Yunanlı, balkonda oturmakta olan salak kocasından yalnızca bir kaç metre uzaklıkta, sikiyordu onu. Üstelik ağzında da, en az onun kadar kocaman, en az onun kadar yabancı ve yakışıklı başka bir Yunanlı’nın siki vardı. 
          Kafasının içi, zevkten uğuldamaya başlamıştı. Bu nedenle, amının içinde ileri geri hareket etmekte olan sikin tümüyle dışarı çıktığını hissettiğinde, panikledi Ayla. büyük bir boşluk olmuştu içinde. Ama hemen peşinden, adam, sikini getirip götüne dayadı. Şimdi am sularıyla iyice ıslanmış, vıcık vıcık kaygan hali gelmişti siki. Hafifçe bastırıyordu. Bu temas, götünün de birden açılmaya başlamasına neden olmuştu. Tanrım, tıpkı et yiyen bir bitki gibi, içine girmeye çalışan siki kolaylıkla alabilmek için açılıyordu götü. Biraz daha bastırdı Yunanlı ve o mantar gibi baş, yavaşça kaydı içine. 
          Vücudu titremeye başlamıştı artık. Belinin gelmek üzere olduğunu farkediyordu. Tam o sırada da, müthiş bir şey oldu ve ağzındaki sik, birden fışkırmaya başladı. İnanılmaz bir hız ve bollukla fışkırtıyordu koltuktaki Yunanlı. Belleri, Ayla’nın ağzının tavanına çarpıyor, oradan da gırtlağından aşağıya midesine akıyordu. Müthiş bir şiddetle, onun da beli gelmeye başladı. Vücudu, dalga dalga sarsılıyordu. Gözleri karardı yine. 
          Kendini yeniden topladığında, başı, koltukta oturan Yunanlı’nın kucağındaydı. Adamın şimdi yarıyarıya inmiş olan siki yanağına değiyordu ve vücudu, arkadan sikini götüne sokup çıkarmakta olan öteki Yunanlı’nın haeaketleriyle, ileri geri gidip geliyordu. Bir anda kanının yeniden tutuştuğunu hissetti. Başını çevirip dudaklarını araladı, ve yanağını sürtünmekte olan, yapış yapış, bel içindeki yarı inik siki, yeniden ağzına alıp emmeye koyuldu. 
          Şimdi, tadını çıkara çıkara, yavaş yavaş sikişiyordu Ayla. Götünü sikmekte olan Yunanlı da acele etmiyordu hiç. Uzun ve yumuşak hareketlerle sikini götüne sokuyor, çıkarıyor, sokuyordu. Ayla, Yunanlı’nın sikini bir eldiven gibi saran götündeki binlerce sinir ucundan gelen zevk dalgalarının beynine gittiğini hissederek, mest oluyordu. İnanılmaz zevk alıyordu. Her zaman çok sevmişti götünden sikilmeyi. Ama bu seferki bambaşkaydı. Zevkten çıldıracak gibiydi. 
          Bu arada hırsla emmekte olduğu sik de, yeniden kalkmaya başlamıştı. Giderek büyüyüp kalınlaşıyor, ağzına zor sığar hale geliyordu. Ayla, bunu da inanılmaz tahrik edici buluyordu. Sonunda, Yunanlı’nın sikinin o kocaman başı gırtlağına dayanmaya başladığında, iyice kaptırdı kendini sik emmeye. Arkasındaki Yunanlı, götüne her geçirişinde onu ileri, arkadaşının üstüne doğru itiyordu. O zaman da, ağzının içindeki sik, gırtlağının en dibine kadar dayanıyor, gözlerinde şimşekler çakmasına neden oluyordu. 
          Götünün içindeki sik birden kasılıp, tohumlarını fışkırtmaya başladığında ise sanki içinde bir top patlamış gibi oldu Ayla’nın. Onun da beli geliyordu yine. Götü, inanılmaz bir biçimde açılıp kapanıyor, içindeki siki sanki sağıyor, tüm bellerini, tek bir damla bile kalmamacasına emip boşaltmaya çalışıyordu. Bu sefer, kendinden geçmemeyi başardı. Ama, Yunanlı’nın artık inen siki götünden çıkarken, bayılacak gibi oldu.
          Sonra gözlerini kaldırıp, sikini emmekte olduğu Yunanlı’ya baktı. Biraz önce koltukta amını yalarken, “götünü sikmek istediğini” söylemişti ona adam. Bunu o da istiyordu. Götü sikilmeye doymamıştı daha. Yavaşça ayağa kalktı. Kocasıyla üçüncü Yunanlı, hala sırtları odaya dönük, oturuyorlardı balkonda. Ama Ayla, eğer kocası yanıbaşında bile olsa, bunu umursamayacağını, yine de kendini bu Yunanlı’ya götünden siktireceğini biliyordu. Adam götünü istemişti, o da verecekti.
          Sırtını oturan Yunanlı’ya dönüp, elini bacaklarının arasından uzatarak sikini kavradı onun. Emerek, ilk baştaki sertliğine ulaştırmıştı bu kocaman siki. Sonra dizlerini büküp, kalçaları adamın kucağına indirmeye başladı. Sikin başı götüne değer değmez de, bırakıverdi kendini. Götü bir anda açıldı ve o kocaman sik, dibine kadar girdi içine. 
          Zevkten bağırmamak için, alt dudağını ısırdı Ayla. Tanrım, sikildikçe, daha çok sikilmek istiyordu. Sonra gözleri, şimdi ayağa kalkmış, önünde durmakta olan ikinci Yunanlı’ya takıldı. Yarı inmiş siki, hala pantolonunun dışındaydı ve bu manzara, Ayla’nın ağzının sulanmasına neden oluyordu. Elini uzatıp, yakaladı adamın sikini ve onu kendine doğru çekti. Sonra da ağzını açıp, üstüne eğildi. Az önce götünden çıkan, tohumlarını götünün en dibine fışkırtan sik, şimdi ağzındaydı. 
          Şimdiye kadar amından yeni çıkmış sikleri ağzına aldığı çok olmuştu Ayla’nın. Ama ilk kez götünden yeni çıkmış bir siki alıyordu ağzına. Tadı da kokusu da çok değişikti. O kadar çok heyecanlandı ki, yine gözleri kararmaya başladı. Büyük bir hırsla emmeye başladı. Bir taraftan da, koltuktaki Yunanlı’nın sikinin üstüne oturup kalkıyor, onu götünün içine alıyordu. Bir taraftan da, Yunanlı’ları iyice heyecanlandırdığını farkedebiliyordu. 
          Sikildikçe daha çok sikilmek istiyor, sikildikçe, daha güzel, daha istekli sikişiyordu. Adamlar etkilenmişlerdi. Ağzının içindeki sik, yine alabildiğine kalkmış, kocaman olmuştu. Geri çekilip onu ağzından çıkardı ve hayranlıkla seyretti Ayla. Tanrım, ne kadar da büyüktü. Dibinden sıkı sıkı tutup, kocaman başını yalamaya başladı. 
          Sonra adamın, arkadaşına Yunanca birşeyler söylediğini duydu. Ne dediğini anlamamıştı tabii. Kucağında oturduğu Yunanlı, iki eliyle giysisinin askılarını düşürdü önce. Şimdi memeleri çıplak kalmıştı. Sonra adamın kıllı elleri, birer pençe gibi avuçladılar memelerini. İçi çekiliyordu Ayla’nın. 
          Adam onu iyice kendine çekip, sırtını göğsüne yasladı. Öteki Yunanlı da birden eğilip iki bacağını, dizlerinin arka taraflarından tutup havaya kaldırdı. Dengesini iyice yitirmiş, altındaki adamın kucağında hareketsiz kalmıştı Ayla. Zevkten kısılmış gözlerle, adamın bacaklarını biraz daha kaldırıp, iyice birbirinden ayırdığını gördü. Böyle oturunca, altındaki Yunan’lının siki, tümüyle girmişti götüne. Sonra ayaktaki biraz daha sokuldu. İki bacağı, koltukta oturan arkadaşının bacaklarının iki yanındaydılar.
          Ayla, onun müthiş bir istekle amına bakmakta olduğunu gördü. Gözlerini indirip, o da baktı oraya. Susamış bir ağız gibi dudaklarını açmıştı amı. Birden ne olacağını anladı ve inanılmayacak kadar heyecanlandı. Tanrım, o da sikini amına sokacaktı. Arkadışının siki dibine kadar götüne gömülüyken, o da amına sokacaktı sikini. Yalnızca inleyebildi. 
          Gittikçe daha çok sokuluyordu Yunanlı. Sikinin başı amının dudaklarına değdiğinde, beli gelmeye başladı Ayla’nın. Sonra sokmaya başladı adam. Tanrım, zevkten uçmak üzere olduğunu hissediyordu Ayla. Götü, kocaman bir sikle doluydu ve ikinci bir kocaman sik, amına giriyordu. Karnının içini sik doluyordu. 
          Bu kadar büyük bir zevki hiç yaşamamıştı. Bulutların üstüne çıkmıştı sanki. Yunanlı, biraz da zorlanarak bastırıyor ve siki, amına giriyordu. Sonunda, köküne kadar geçirdi. Bu da, Ayla’nın belinin bir kez daha gelmesi için yeterli oldu. Kelimenin tam anlamıyla yıldızları görüyordu.
          Sonra onu sikmeye başladılar adamlar. Biri amını, öbürü götünü sikiyordu. Kocaman Yunanlı sikleri, birer piston gibi içine giriyor, çıkıyor, giriyor, çıkıyordu. Yine beli geldi Ayla’nın. Sonra da bir daha ve bir daha. Kendini bir sik kölesi gibi hissediyordu. Tüm benliğini, müthiş bir zevk girdabına kaptırmıştı. Çevresindeki her şey, sanki silinip gitmişti ve tüm evren, yalnızca amıyla götü ve oralara girip çıkmakta olan siklerden ibaret bir hale gelmişti. 
          Böylesine büyük bir zevkin olabileceğini bile, şimdiye kadar hiç düşünmemişti Ayla. Gerçek anlamda sikilmekti bu. Sikilmekti. Bir taraftan da, amını sikmekte olan Yunanlı’nın yüzünü seyrediyordu Ayla. Zevkle çarpılmıştı bu esmer ve yakışıklı erkek yüzü. Gözleri kısıktı. Derin derin soluyordu. Onun da, müthiş zevk aldığını görebiliyordu. Bu da, kendi zevkini kat kat arttırıyordu nedense. Altındaki adamın da yüzünü görebilmek için başını yana çevirdi ve bir anda kocasıyla göz göze geliverdi. 
          Hiç de öyle sarhoş görünmüyordu Burhan. Sonra birden, müthiş bir ayrıntıyı farkediverdi Ayla. Kocasının pantolonunun önü açıktı ve sikini dışarı çıkarıp eline almıştı. Yine gözgöze geldiler.
          ”Müthiş…” dedi Burhan, “İkisi birden sikiyorlar seni…”
          Yalnızca inleyebildi Ayla. Kendini bir hayal aleminde hissediyordu. Olup bitenlere aklı ermiyordu bir türlü. Bu odaya geldiklerinden beni balkonda aptal aptal oturup içmekte olan kocası, şimdi yanıbaşında duruyor ve onun sikilişini seyrediyordu. Üstelik kalkmış siki de elindeydi. Yeniden inledi.
          ”Seni sandviç yapmışlar…” diye soludu kocası, “İnanılmaz güzel görünüyor, biliyor musun..?”
          ”Beni sikiyorlar sevgilim… Biri amımı, öbürü götümü sikiyor…. Ohhhh sikiyorlar beni… Karını sikiyorlar… Karını sikiyorlar sevgilim…”
          Sonra gözleri, üçüncü Yunanlı’yı da yakaladı. Kocasının biraz arkasında duruyordu adam. O da sikini dışarı çıkarmıştı. Ohhh tanrım, kocaman bir Yunanlı siki daha vardı şimdi. 
          
Birden müthiş bir şey oldu. Yunanlı’ların ikisinin birden beli gelmeye başladı. Biri amına, öbürü götüne fışkırtıyordu tohumlarını. Erkeklik sıvılarının yakıcı sıcaklığı, aklına başından aldı Ayla’nın. Dev bir elin onun tutup gökyüzüne fırlattığını hissetti.
          
Kendine geldiğinde, yatağın üstünde yatıyordu. Çırıl çıplak soymuşlardı onu. Tüm vücudu sızlıyordu. Dirseğini yatağa dayayıp doğruldu ve kocaman, kıllı bir sikle burun buruna geldi o anda. Üçüncü Yunanlı yatakta, yanıbaşındaydı. Dizlerinin üstünde duruyordu adam ve o da çırıl çıplaktı. Ayla’yı saçlarından yakalayıp, yüzünü sikine doğru çekti. 
          Yalnızca ağzını açabildi. Sonra adam, sikini ağzına soktu. Peşinden de kalçaları hareketlendi ve ağzına sokup çıkarmaya başladı. Daha tam kendine gelemeden, yeniden zevkten uçma noktasına gelmişti Ayla. Tanrım bu sefer de ağzından sikiliyordu. Yunanlı, düpedüz ağzından sikiyordu onu. 
          
Sonra, Burhan’ın koltuklardan birinde oturmakta olduğu gördü. Pantolonunu çıkarmıştı kocası. Sikini sıvazlıyor ve onu, daha doğrusu, ağzından nasıl sikildiğini seyrediyordu. Bu inanılmayacak kadar heyecanlandırdı Ayla’yı. Yunanlı’nın yaptığı çok büyük zevk veriyordu gerçi ama, kocasının seyretmesi, bu zevki bir anda yüze katlamıştı sanki.          Birden ağzındaki sikin kasıldığını hissetti. Aynı anda fışkırtmaya başladı adam. Bellerini ağzına dolduruyor, gırtlağından aşağıya, midesine akıtıyordu. Öyle de çok fışkırtıyordu ki, hepsini yutamıyordu Ayla. Bir kısmı dışarı taşıp, dudaklarından çenesine, oradan da boynuna doğru sızıyordu. Beli gelirken, içinde bir top patlamış gibi oldu. Yeniden kendinden geçti. 
          Bilincini yeniden toplayabildiğinde, Yunanlı’nın altındaydı Ayla. Memelerini yalıyordu adam. Kendini, yeni bir zevkin pençesinde buluvermişti yine. Başını çevirip kocasına baktı. Büyülenmiş gibi seyrediyordu Burhan. Öbür koltuğa da öteki Yunanlı’lardan biri oturmuştu. Tıpkı ayaktaki arkadaşı gibi, o da çırılçıplak soyunmuştu şimdi. İkisinin de sikleri, yarı kalkmış bir haldeydi. 
          Üstündeki Yunanlı, şimdi bacaklarının arasına girmişti. Sonra dizlerinin üstünde doğrulup, Ayla’nın bacaklarını iki eliyle tutup havaya kaldırdı adam. Sikecekti onu. Tanrım, bir kez daha, kocasının hemen önünde sikilecekti. Dizlerini karnına doğru çekti Ayla. Kendini Yunanlı’nın önünde, bir tabak gibi açmıştı şimdi. Yunanlı’nın kocaman sikinin başı, amının dudaklarına değiyordu. Birden ve tek hamlede, dibine kadar geçirdi adam.
          ”Ahhhhh…” diye inledi Ayla, “Sik beni… Ohhh hadi sik beni…”
          İngilizce konuşuyordu onun anlayabilmesi için. Ama adamın, böyle bir istek gelmesini bekleyecek hali olmadığını da görebiliyordu. o kocaman sikini, amına sokup çıkarmaya başlamıştı bile. Arkadaşlarınınkilerden de büyüktü bunun siki. Alabildiğine açılmıştı Ayla’nın amı. 
          Başını kaldırıp aşağıya baktı. Her çıkarışında, amının dudakları o kocaman sikin çevresine sımsıkı yapışıp çekiliyor, her geçirişinde ise içeri bükülüp gözden kayboluyordu. İnanılmaz zevk alıyordu Ayla. İnlemeye başlamıştı. 
          ”Çok güzel sikiyor seni…” dedi Burhan birden, “Acayip sikiyor seni… Hoşuna gidiyor değil mi..?” 
          ”Ohhhh evet sevgilim… Çok hoşuma gidiyor… Ohhhhh çok zevk alıyorum… Kocaman siki… Ohhhhh kocaman… Ahhhh sikiyor beni sevgilim… Sikiyor beni… Ohhhh çok güzel sikiyor…”
          Bunları söylemek, üstelik kocasına söylemek, çok uçurucu geliyordu Ayla’ya. Aldığı inanılmaz zevki, kocasıyla paylaşmaktı bu. İp, kelimenin tam anlamıyla kopmuştu artık. Her şey olabilirdi bundan sonra, Her şey… 
          ”Ohhhhh…” diye inledi yeniden, “Ahhh sevgilim… Deli oluyorum zevkten… Doyamıyorum sikilmeye… Ahhhh doyamıyorum… Ohhhh çok güzel… Ahhh tanrım çok güzel… Beni sikiyor… Sikiyor… Ohhhh sikiyor beni…” 
          Gerçekten de sikiyordu onu Yunanlı. Siki artık bir piston gibi girip çıkıyordu amına. Her sokuşunda o kadar şiddetle geçiriyordu ki, adeta onu yatağa çiviliyordu. Kasıkları Ayla’nın kasıklarına şaplayarak çarpıyor, kocaman taşakları, kıçının yanaklarında eziliyordu. Yine gözünde şimşekler çakmaya başlamıştı. 
          Sonra birden durdu Yunanlı. Geri çekilip sikini amından çıkardı ve bir eliyle tutup, o kocaman başını, götünün küçük deliğine dayayarak bastırdı. Ayla’nın götü öymlesine açık, öylesine vıcık vıcık bel içindeydi ki, bir anda, yağ gibi kaydı o kocaman sik içine. 
          ”Ahhhh götüme soktu sevgilim…” diye inledi Ayla, “Ohhhh şimdi de götüme soktu… Ohhhh o kocaman sikini götüme soktu sevgilim… Ohhhhh… Ohhhhh… Götümü sikiyor şimdi de… Ahhhh götümü sikiyor… Ahhhhh… Immmnnnhhhh…” 
          Biraz önce amına girip çıkan o kocaman Yunanlı siki, şimdi de götüne giriyor, çıkıyor, giriyordu. Tanrım, iyice gevşemiş, am gibi olmuştu götü. Zevkten kafayı yemek üzereydi. Sikiliyordu. Hem de müthiş güzel sikiliyordu. 
          Birden götünden çıkarıp, tekrar amına soktu Yunanlı. Bir kaç kere sokup çıkardıktan sonra da, tekrar götüne geçirdi. Artık, bir amını, bir götünü sikiyordu. Yine peşpeşe beli gelmeye başlamıştı Ayla’nın. Yatakta kıvır kıvır kıvranıyordu. Sanki dansediyor gibiydi. Müziği, inanılmaz büyüklükte bir zevk olan, benzersiz bir danstı bu. 
          ”Sik beni…” diye bağırdı Yunanlı’ya, “Ohhhh sik beni… Sik, sik sik… Her yerimi sik hadi… Ohhhhh deli oluyorum…”
          Sonra müthiş bir şey oldu. Yunanlı birden sikini çekip çıkardı içinden. Aynı anda da fışkırtmaya başladı. Sikinin tepesindeki o küçük delikten çıkan uzun bel sütunları, karnına, memelerine, boynuna ve hatta yüzüne gelmeye başladılar. Tanrım, bel banyosu yaptırıyordu ona adam. büyük bir patlama oldu beyninin içinde. Bir kere daha karardı gözleri.
          Bu sefer kendine gelmesine, vücudunun her yerinde dolaşan eller neden oldu. Az önce onu, koltuğun üstünde, aynı anda hem amından, hem götünden siken iki Yunanlı, şimdi yatakta, yanındaydılar. İki taraftan kıskaca almışlardı onu yine. Vıcık vıcık bel içindeki karnını, memelerini, bacaklarını okşuyorlardı. 
          Bir anda yeni bir ateş dalgası sardı vücudunu. Yine birlikte sikeceklerdi onu. Bunu anlamak bile çıldırtıcıydı doğrusu. Ellerini uzatıp, siklerini yakaladı adamların. İkisi de, yeniden kazık gibi sert ve inanılmayacak kadar kocaman olmuştu. Aslında hiç hali yoktu ama, tüm gücünü toplayıp doğruldu Ayla. Adamları göğüslerinden itip yatağa yatırdı sonra. İkisinin arasında diz çöktü ve hayran hayran onu bekleyen sikleri seyretti. Ağzı sulanıyordu. 
          Eğilip, Yunanlı’ların siklerini, sırayla, değiştire değiştire yalamaya, emmeye başladı. Tanrım, sike doyamıyordu. Sonra adamlardan biri, pençe gibi elleriyle onu yakalayıp üstüne çekti. O kocaman siklerden birinin üstüne, ata biner gibi oturdu Ayla. İşte yine sik dolmuştu içi. Öteki Yunanlı ise onu omuzlarından iterek, arkadaşının üstüne eğilmeye zorluyordu. Arkasına geçmişti adam. 
          İkinci sikin, götünün artık alabildiğine açık duran deliğine değmeye başlamısıyla, bir kez daha belini getirdi Ayla. Yunanlı sikini sokarken de bir daha. Tanrım, müthiş bir zevkti bu. Yalnızca amından, ya da götünden sikilirken bile zevkten çıldırıyordu zaten. Ama iki deliğinin birden sikilmesi, kelimelerle anlatılamayacak kadar büyük bir zevk veriyordu ona. 
          Adamlar hareket etmiyor, onun sakinleşmesini bekliyorlardı. Vücudu sarsılıyordu Ayla’nın. Tam bitti derken, bir daha geliyordu beli. 
          "Müthiş…" diye fısıldadığını duydu Burhan’ın.
          
Başını çevirip ona baktı. Aslında kocasının yüzündeki ifade de müthişti doğrusu. Onu hiç böyle görmemişti Ayla. İnanılmaz boyutta tahrik olmuştu Burhan. 
          
"Ahhh sevgilim…" diye inledi. 
          
"Yine ikisi birden sikiyorlar seni…" 
          
"Ohhhh çok güzel bu sevgilim… Ohhhhh çok güzel… Bundan daha güzel hiç bir şey olamaz dünyada… Ahhhhhh… Aynı anda, hem amımı, hem götümü siktiriyorum bak… Ohhhhh… Ohhhhh çok hoyuma gidiyor… Ohhhh deli oluyorum sevgilim… Immmnnnnhhhh" 
          
Öbür koltukta oturan ve az önce onu, amından ve götünden değiştire değiştire siken Yunanlı da, alev alev yanan gözlerle olup biteni seyrediyordu. Bu da, Ayla’nın daha da çok tahrik olmasına, aldığı zevkin katlanmasına neden oluyordu. 
          Sonra adamlar onu sikmeye başladılar. Sikler, amına ve götüne girip çıkıyordu artık. Müthiş bir tempo yakalamıştı Yunanlı’lar. Birinin siki içine girerken, öbürününki çıkıyor, sonra o sokarken, arkadaşı çıkarıyordu. Yine aralıksaz belini getirmeye başlamıştı Ayla. Ama adamlar artık durup, onun sakinleşmesini beklemiyorlardı bile. Acımasızca sikiyor, sikiyor, sikiyorlardı onu.
          
Zevkten kısılmış gözlerle, üçüncü Yunanlı’nın da oturduğu koltuktan kalkıp yatağa doğru geldiğini gördüğünde, kalbi duracak gibi oldu Ayla’nın. Tanrım, o kocaman siki yine alabildiğine kalkmıştı adamın. Gelip yatağın üstüne çıktı. Sonra da dizlerinin üstünde yürüyerek, altta yatan arkadaşının başının hizasına kadar geldi. Şimdi kocaman siki, neredeyse yüzüne değiyordu Ayla’nın. 
          Üçüncü bir sikin varlığıyla yeni ve daha da büyük bir sikilme isteğinin tüm benliğini kapladığını hissetti Ayla. Adamın ne istediği açıktı. Ağzını, vücudunda sik girebilecek üçüncü deliğini istiyordu Yunanlı. Yalnızca dudaklarını aralayıp bekledi. Biraz daha sokuldu adam. Sonra da, sikini, Ayla’nın ağzına sokuverdi. Tıpkı daha önce yaptığı gibi. Onun ağzına almasını beklemeden, tıpkı bir ama, ya da göte sokar gibi, sokuverdi ağzına. Kalçaları hemen hareketlendiler. Şimdi üçüncü bir Yunanlı, ağzını sikiyordu Ayla’nın. 
          Tanrım, aynı anda hem amından, hem götünden, hem de ağzından sikiliyordu. Üç tane kocaman, birbirinden büyük Yunanlı siki birden girip çıkıyordu vücuduna. 
          Kendini kocaman bir am gibi hissediyordu Ayla. Sikler, götüne, amına, ağzına girip çıkıyordu. Sikiyorlardı onu. Her yerinden sikiyorlardı. Kelimenin tam anlamıyla bulutların üstüne çıkmış, hatta uzaya gitmiş gibiydi. Zevkten ölebileceğinin farkındaydı. Sürekli zirvede kalmanın inanılmaz boyutunu yaşıyordu. Amı, durmadan akan bir çeşmeye dönmüştü artık. Vücudundaki tüm su, beli geldikçe boşalan am sıvıları olarak dışarı akıyordu sanki. Bilinci, sürekli gidip geliyordu. O kadar çok zevk alıyordu ki, bu, bayılmasını engelliyordu. 
          Yunanlı’ların üçü de, bellerini bir kaç kez getirmiş olmanın verdiği dayanıklılıkla, acımasızca sikiyorlardı onu. Siklerini, sanki vücudunun derinliklerinde buluşturmak istermiş gibi, hırsla sokuyorlardı tüm deliklerine. Üç esmer, sırım gibi ve kıllı Yunanlı vücudunun arasına sıkışmış vücudu, dalgalanıyor, kıvrılıp bükülüyor, adeta çırpınıyordu. 
          Sonra, zevkten bulanmış gözleri, yatağın yanındaki bir hareketi yakaladı. Kocası, şimdi yatağın yanında ayakta duruyor ve seyrediyordu. Sikini sıkı sıkı tutan eli, sürekli hareket halindeydi. Tanrım, kocası onun sikilişini seyrediyor ve otuzbir çekiyordu. 
          İlk olarak götündeki sik fışkırmaya başladı. Neredeyse kaynama sıcaklığındaki erkeklik sıvılarını karnının içinde hissetmek, aklını başından aldı Ayla’nın. Sonra amındaki ve ağzındaki sikler de girdiler devreye. Aynı anda da, kocasının sikinden fışkıran beller, koluna ve omuzuna gelmeye başladı. Bu sefer, içinde patlayan sanki bir atom bombasıydı. Son hatırladığı, gözlerinin önünde çakan rengarenk ışıklar oldu. 
          Gözlerini açtığında, yatakta kocasıyla yalnızdılar. Kendini, başı onun göğsünde yatıyor buldu Ayla. Tüm vücudu sızlıyordu. Başını kaldırıp, Burhan’ın gözlerine baktı. Alev alev yanan bakışlarla bakıyordu ona kocası.
          ”Evliliğimizin birinci yıl dönümü kutlu olsun bebeğim…” dedi ona.
          ”Sana da sevgilim…” diye fısıldadı Ayla da, “Ohhhh sana da…”
          Sonra elini uzatıp, kocasının biraz küçük ama taş gibi sert sikini okşamaya başladı. 
          ”Neler yaptılar sana öyle…” dedi Burhan. 
          ”Siktiler beni sevgilim… Ohhhh siktiler beni…”
          ”Hiç böyle bir şey görmemiştim… Seyrederken uçtum ben… Kimbilir sen neler hissettin…” 
          ”Ohhhhh çok güzeldi sevgilim… Üç siki birden yemek, müthişti… Çıldıracağımı sandım bir ara… Ohhhhh… Amımı da götümü de genişlettiler kocaman sikleriyle sevgilim…” 
          ”Göstersene bana… Hadi görmek istiyorum…”
          Kocasının sözleri, Ayla’nın içinde yeni bir ateşin başlamasına neden oluyordu. Önce doğruldu yatakta. Sonra da ters olarak Burhan’ın üstüne çıktı. Dizlerini yşatağa dayayıp öne eğildi. Yüzü, kocasının sikinin hizasındaydı, Kasıkları ise onun başının hizasında havada. 
          ”Müthiş…” dedi Burhan, “Amın da götün de, hala açık duruyor… İçin bel dolu…” 
          Ayla, onun iki eliyle kalçalarını okşamaya başlamasıyla ürperdi. İçinden sızan bellerin, kocasının yüzüne damladığını hissediyordu. Başı dönmeye başlamıştı yine. Sonra Burhan, iki eliyle kalçalarını kavrayıp, onu yüzünün üstüne çekti. 
          Amının dudaklarının, kocasının ağzına yapıştığını hissettiği anda, yine beli gelmeye başladı Ayla’nın. Burhan’ın dilinin amının içine kaydığını hissettiğinde ise çıldıracak gibi oldu. Tanrım, defalarca sikilmiş amını yalıyordu. Karın kasları kasıldıkça içinden taşan beller, kocasının ağzına akıyordu. 
          Sonra götünü de yalamaya başladı erkeği. Öne eğilip, dudaklarını, Burhan’ın sikinin çevresine yapıştırdı ve emmeye başladı. O biraz küçük ama taş gibi sert sik tohumlarını gırtlağına fışkırtmaya başlayana kadar da emdi, emdi, emdi


11 Şubat 2015 Çarşamba

Bakire Amımı Götümü Sikti



Her yaz tatile tatile gitmek gibi bir alışkanlığımız vardı. Yaşım 17 yazları Antalyada’ki tatil köylerinden birine gittik. 17 yaşında olmama rağme boyum 1.75 ve vucüt hatlarım bir kadın kadar belirgindi ve gösterişli ve kendimi beğenmekle alakası pek yok ama tatlı bir kızdım. Otele akşam üstü giriş yaptık. Arabamızla geldiğimiz için o kadar yolu hepimiz çok yorulmuştuk. Yemek yedikten sonra hemen uzanmak ve dinlenmek istedim ve tabiki annem ve babam tatilin ilk gününde doya doya sevişmeye başlamışlardı ki seslerinde uyumak pek mümkün olmadı.
Bizim ailede seks gayet normal bişeydi bunun için utanılacak bir şey olmadığını bilerek büyüdüm. Tabiki gözümüzün önündede sevişmezlerdi ama aman bizi duyarlar diye de bir çekinceleri yoktu. Annem bunu yaş seviyeme göre benimle paylaşıyordu taki ergenliğe girdiğimden sonra artık daha rahat konuşuyorduk.


         Sabahın güneşi ile hareketsiz kalan deniz çok hoşuma giderdi. Sabahları denize muhakkak girerdim sessizliğin içinde sadece denizin içinde kendi kulaç atışlarım ve dalışlarımın çıkardığı su sesinden başka bir ses yoktu. Yüzmeyi severdim ve iyi de bir yüzücüyümdür.
        
Neyse bizimkiler yolun ve sevişmenin vermiş olduğu yorgunluk ile uyurken çoktan bikinilerimi giymiş ve kendimi sahile atmıştım. Havlumu çantamı vs. bırakıp denize girmek için hazırlanırken sabah sabah dikkatimi çekicek 1.85 boylarında kumral ve olabildiğince seksi bir kişilik plaja doğru yürüyordu.

        
     “Good Morning!” dedi. Ben de inadına Türkçe,
     “Günaydın!” dedim. ‘O’ yine gülümsedi ve günaydın dedi. Sesindeki aksanı hemen fark ettim, büyük ihtimalle yabancıydı.
 

     Tişörtünü çıkardı Gram yağ yoktu, belli ki spor yapıyordu. Şimdi bana asılır! diye beklerken, ‘O’ yürüdü denize girdi. İyi yüzüyordu. Sakin ve kararlı kulaçlarla açıldı gitti. Ben de bir an önce kendimi serin sulara bırakmak istiyordum. Ben de denize atladım. Suyla buluşan bedenim ve hissettiğim rahatlama aklımı ondan uzaklaştırdı. Kendimi denizin kollarına bıraktım. Bir saat kadar yüzdüm.
     Kıyıya çıkıp şezlonguma yöneldiğimde iki yanımdaki şezlonga yerleştiğini gördüm. Havlumu alıp duşa gittim. Annemin nasihatını tutup, ıslak bikini ile oturmadım. Kurulanıp kırmızı bikinimi giydim. Geldiğimde gitmişti. Şans dedim. Yağlanıp kendimi bu sefer yavaş yavaş kızdıran güneşe bıraktım. Onu hayal ederek uyumuşum. Başıma dikilen annemin, “Hadi kahvaltıya!” sesi ile uyandım.
     Gün içinde onu hiç göremedim. Akşam da ortalarda yoktu. Ama sabah erken sahile indiğimde oradaydı. Bu sefer ben gülümseyip,
     “Günaydın!” dedim. Tanrım, yine o altımı ıslatan gülümseme. Sırf bu gülümseme için bile buna verilir diye düşündüm.
                         
     O da,
     “Günaydın!” dedi ve yine dönüp denize yöneldi. Hey Tanrım, koca sahilde bir ikimiz vardık. İnsan hiç olmazsa asılmaya yeltenir. Baktım bundan ses çıkmayacak,
     “Beraber yüzebilir miyiz?” dedim. Yine gülümsedi,
     “Zevkle!” dedi. Ben yine ıslandım.
     O sabah beraber yüzdük. Tanıştık, sohbet ettik. Adı Tony idi. İtalyandı. İTÜ’de mühendislik okuyordu. Son sınıftaydı. Türkçe’yi epey sökmüştü, ama aksanı belli oluyordu. Bu aksan ona ayrı bir sevimlilik katıyordu. Zaman nasıl geçti anlamadım. 1,5 saat yüzmüşüz. Yorulduğumu hissedince uzun zamandır denizde olduğumuzu anladım.
     “Çıkalım mı?” dediğimde,
     “Hiç sormayacaksın sandım. Erkeklik gururuna yediremiyorum ama, yoruldum!” dedi. Gülüştük. 
     Sabah yüzmelerimiz devam ederken, artık öğleden sonraları da arada plajda görüşüp sohbet ediyorduk. Babamın kartal gözlerini hep sırtımda hissediyordum. Ama biliyordum ki, annemin gözleri babamı hep yatıştırırdı. 4. sabah da yine sahilde buluştuk, merhabalaştık ve kendimizi sakin denize bıraktık. Güle oynaya sahilden epey uzaklaşmışız. Birden,
     “Bir şey için iznini rica ediyorum. Ben aslında sabahları açılıp çıplak yüzerim. Ama sen varsın diye kaç sabahtır yapmıyorum. İzin verirsen şortumu çıkaracağım, rahatsız olacaksan uzaklaşabililirim. Ne de olsa sen daha küçük bir kızsın!” dedi.
 Böylece de fitili ateşledi. Ben istediği gibi yüzebileceğini, daha önce de çıplak erkek gördüğümü (ki gizlice araklayıp seyrettiğim annemlerin porno filmlerini saymazsak bu koca bir yalandı) ve hiç te küçük bir kız olmadığımı söyledim.
O yine güldü, biraz uzaklaştı ve şortunu çıkarıp bileğine sardı. Biraz uzağımda yüzüp dalıp çıktı. Ben ne kadar daha böyle yüzeceğini sorma gafletinde bulundum. O da,
     “Küçük kız rahatsız olduysa giyinebilirim!” dedi.
     Küçük kız sinirlendi ve küçük kız olmadığını göstermek istedi. Bikinisinin üstünü çözdü ve bir bileğine iplerinden doladı. güldü,
     “Zaten üstsüz güneşleniyorsun, bu bir şeyi ispatlamaz!” dedi.
     Bu sefer haklıydı. Gerçekten birşeyler ispatlamak istiyorsam daha cesur olmalıydım. Altımın iplerini de çözdüm, onu da diğer bileğime doladım. Sonra derin bir nefes alıp ona doğru bir takla attım. Bu sefer gülmedi, kahkaha attı,
     “Tamam, sana bir daha küçük kız demiyeceğim, dersimi aldım!” dedi.
     O kahkaha tüm tedirginliğimi aldı. Beraber yüzmeye devam ettik. İlk kez çıplak yüzüyordum ve o günden bu güne beni daha özgür hissettiren bir deneyim yaşamadım. Gerçekten çok keyifliydi. Yarım saat kadar öyle yüzdük. Ama sadece yüzdük. Ne taciz edici bir söz, ne bir hareket yaptı. Mayolu nasıl yüzüyorsak öyle. Sonra ben bikinimi tekrar bağladım. O da şortunu giydi, kıyıya yüzdük. O gün gün işaretleşip kıkırdadım. Ertesi sabahı iple çektim. 

     Sabah buluşup hemen denize atladık. Hızla yüzüp açıldım ve bu sefer o bir şey demeden bikinimi çözüp iki bileğime dolamıştım. Sonraki iki günü hep beraber geçirdik. Derken Cumartesi geldi çattı. Sabah yine çıplak yüzmüştük ve günü beraber geçiriyorduk. Akşam benimle çıkmak istediğini söyledi. Cumartesi akşamları otelde gösteriler oluyordu. Ayrıca otelin Discosunun da çok hareketli olduğunu söyledi.
     Ona, onun babamdan izin almayı başarabilirse onunla çıkabileceğimi söyledim. Babam son derece sert görünüşlü, ama altın kalpli bir adamdı. Ama tabii bunu ona söylemedim. İzin işi onu biraz germişti. Yabancılara göre bir şey değil. Ama el mecbur.
     Ben annemle babamın yanına gittim. O da 10-15 dakika sonra geldi. Daha önce annemle tanıştırmıştım. Ama babamla hiç konuşmamışlardı. Babamla tanıştırdım. Babam anneme baktı ve onlar gözleri ile anlaştılar. Babam sert bakışlarını hiç yumuşatmadan onu süzüyordu. Anneme,
     “Sen ne dersin hanım?” dedi. Annem,
     “Çocukları rahat bırak!” dedi. Babam aynı sert ses tonu ile,
     “Tamam, ama otelden çıkmak yok. 10’da da odandasın!” dedi. Anneme baktım, göz kırptı. Bu serbestsin demekti.
     “Tabii efendim!” dedi. Bana da, “7’de gelip alsam iyi mi?” dedi. Ben, “8 olsun!” dedim. “Tamam!” dedi gülümsedi ve uçtu. 

     Akşam erkenden doğru odaya çıktım. Duş alıp kuaföre damladım. Saçlarıma fön çektirdim. Odaya çıktım ve en büyük dert başladı: Ne giysem? Derken kurtarıcı meleğim geldi. Annem,
     “Ne o? Heyecanlısın!” dedi.

                          
     ”Anne ilk defa bir adamın gülümsemesi bile beni benden alıyor. Ne yapacağım bilmiyorum!” dedim. Annem sarıldı,
     “İçindeki kızı dinle, o sana doğru yolu gösterir!” dedi.
     Ne istiyorsam yaşayabileceğimi, ama seks hakkındaki önceki konuşmalarımızı unutmamamı söyledi.
     “İstemediğin hiç bir şeyi yapmasına izin verme. Gerçi öyle birine benzemiyor, ama istemediğin bir şeyi yapmaya kalkışırsa, çekinme bizi ara!” dedi. Sonra dolabından beyaz bir elbise çıkardı, “Bence bunu giy!” dedi.
     Elbise önden ve arkadan V kesim, kabarık etekli, derin dekolteli bir elbiseydi ve annem onu çok severdi. Abartmadan çok hafif te bir makyaj yapmamı söyledi. O babamla ilgilenmeye gitti. Ben beyaz dantelli bir külot sütyen seçtim. Kırmızı topuklu ayakkabılarımı ve kırmızı çantamı çıkardım. Kırmızı tül şalımla takımı tamamladım. İç çamaşırımı giydiğimde annem geldi,
     “Tam tahmin ettiğim gibi!” dedi. Kopçayı çözüp, sütyenimi çıkardı, “Bu elbise ile sütyen giyilmez. Beni hiç bu elbiseyle sütyenli gördün mü?” dedi. Sonra meme uçlarımı sıktı, “Ampüller şimdiden yanmış!” deyip beni birde utandırıp gitti. 

     Elbiseyi giydim, bronz tenimde hakikatten çok güzel durmuştu. Aksesuarlarımı tamamlayıp, rujumu sürdüğümde kapı çaldı. Açtım, karşımda yine o gülümseme ve ben şimdiden ıslandım. Bakışlarındaki parıltıda kendi kadınlığımı gördüm. Beyaz keten bir pantolon ve uçuk sarı bir tişört giymişti. Üstünde beyaz keten bir ceket, kollarını dirseklere doğru sıvamıştı. Off Tanrım, bu adamla bu gece mutlaka yatmalıydım.
     Koluna girdim, bakışlar üzerimizde yemek salonuna girdik. Sahneye yakın iki kişilik bir masa, kırmızı şarap ve güller. Dekor tamdı, ilk 10 puanı aldı benden. Güzel bir yemek ve uslu bir dans. Uzak köşede babamın endişeli bakışları ve annemin onun kulağına fısıldamaları. Tony’ye,
     “Hadi Disco’ya!” dedim. Disconun kapısında bizi sarıp sarmalayan coşkulu müzik ve kaynamaya başlayan kan. İçeride kendimi müziğin ritmine bıraktım. Hoplayıp zıplayıp, şampanyaları yudumladım. Sonra bir an yine yavaşlayan müzik, sarılan bedenlerimiz. Ve günlerdir inik gördüğüm siki, ilk defa sert olarak hissetmek…
                           

     Arkamdan sarıldı, kucağındaydım ve siki tüm sertliğiyle tam kalçalarımın arasındaydı. Başımı arkaya döndürdüm, gözlerindeki ihtirası gördüm. O benim gözlerimde ne gördü bilmiyorum ama, dudaklarımız buluştu. İlk öpüşmemiz. İlk yangın. Elleri dekolteden süzüldü ve göğüslerime sütyen oldu.
     Ben kendimden geçtim. Güçlü eller körpe göğüslerimi sıktı. Ampüller yüz mumluk oldu. Sol eli göğsümü serbest bıraktı ve eteğimin altını keşfe çıktı. Parmakları hazineme değdiğinde içimde bir volkan canladı. Dönüp ona sarıldım ve dudaklarımı ona sundum.
                          
     Ellerini eteğimin altından çıkarıp kalçamın üstüne koydum. Kendimi artık pantolonunu zorlayan sikine bastırdım. Yine müziğin ritmi yükseldi. Bu defa kucağında kıvranarak dans etmeye başladım. İçimdeki kadın uyanmış ve azmıştı, seks istiyordu. Bakire olduğumu biliyordu, onu cesaretlendirmeliyim diye düşündüm.
     “Bu gece senin olmak istiyorum, götür beni burdan!” deyiverdim.
     Gözlerindeki parıltı şimşeklere dönüştü, dudaklarımız bir daha kenetlendi. Sarmaş dolaş Disco’dan çıktık. Öpüşe koklaşa odasına doğru yollandık. 

     Odasının kapısına geldiğimizde içimde bir ses dur dedi. Kapıyı açıp bana dönünce sarıldım öptüm,
     “Özür dilerim!” dedim arkamı dönüp koşarak uzaklaştım.
  Odama girdiğimde kalbim çıkacakmış gibi çarpıyordu, nefes nefeseydim. Bir an sırtımı duvara dayayıp soluklandım, her yanımdan ter fışkırıyordu. O anda yanda silüetimi gördüm, aynadan vahşi bir kaplan bana bakıyordu. Gözlerimden ateş fışkırıyor, tenim terden parlıyordu. Göz bebeklerim kocamandı. “Bu kız bu gece sikilmezse uyuyamaz” dedim.
Altımda hissettiğim ıslaklık elimi külotuma götürdü. Külotum sırılsıklamdı. Çıkarıp attım. Ayakkabıları çantayı ve şalı yatağa fırlattım. Anahtarı alıp odadan çıktım. Kendimi onun kapısında buldum… 

     Odanın kapısında bir an durdum, derin bir nefes aldım, kapıyı çaldım. İçeride olması için dua ediyordum. Kapı açılana kadar sanki bir asır geçti. Kapı açıldı. Belinde bir havlu, duşa girmek üzereydi sanırım. Gülümsedi,
     “Gelmeyeceksin diye çok korktum!” dedi.
     Başka bir şey demesi gerekmedi, kucağına zıpladım. Dudaklarımız birleşti, içeri girdik. Öpüşerek kucağında içeri taşıdı beni. Güçlü kollarında tüy gibiydim. Elleri eteğimin altından çıplak kalçalarımı kavradı. Aşağı doğru kayan kalçalarım sikini hissettiğinde artık havlunun olmadığını anladım.
     Eteğimin kenarlarından tutup beni yatağa doğru bıraktı. Elbise vücudumdan sıyrıldı ve yatağa çıplak düştüm. Yatak beyaz gül yaprakları ile doluydu. Beyaz gülü çok sevdiğimi unutmamış. İkinci 10 puanı aldı benden… 

     Gül bahçesinde uzanırken, o da üzerime uzandı. Dudaklarıma ateş dudakları değdi. Ordan boynuma, ordan göğüslerime. Gonca güllerim ilk defa bir erkeğin hoyratlığını tattı. Göğüslerim emilip ısırldıkça güzelleşti. İçimdeki volkan kaynamaya başladı. Dili göğüslerimin arasından kayıp göbek deliğimi buldu.
     Orda fazla oyalanmayıp, aşk üçgenime indi. Hiç koklanmamış amıma inip, dilini içime soktuğunda ben boşalmaya başladım. O aşk sularımı içip, klitorisimi emmeye devam etti. Başını amıma bastırdım, oradan hiç ayrılmasın istedim. Kasılmalarım sona erdiğinde,
     “Sıra bende!” dedim. Anal seks, Seks Hikayeleri,Oral Seks, Adult Hikayeler le dolu bu hikayemde sıra bendeydi.
      
                  
     Onu uzatıp üstüne çıktım. Çoktan kazık olmuş sikini yakalayıp emmeye başladım. Oldukça heybetli, kalın ve damarlıydı. 1.90 boya yakışacak bir sikti. İzlediğim porno filmler işe yaramaya başlamıştı. Sokabildiğim kadar ağzıma sokup yalamaya başladım.
                          
Güçlü kolları kalçalarımı kavrayıp bir anda beni 69 pozisyonuna getirdi. Ben onun sikini emerken, o da körpe amıma yumuldu tekrar. Bu sefer dili amımla beraber götümü de yoklamaya, iki deliğimi birden yalamaya başladı. İçimdeki volkan tekrar canlanmaya başladı. Artık onu istiyordum… 

     Beni yine gül yapraklarının arasına uzattı. Terlemiş vücuduma yapraklar yapışmıştı. Bacaklarımı araladı. Sikinin kafasını amımın deliğine dayadı, fırçalamaya başladı. Kudurmuştum. Artık o sertliği içimde istiyordum.
     “Hazır  mısın?” dedi.
     “Çoktan!” dedim.
     Sikinin kafasını bir iki defa sokup çıkardı. Sırılsıklamdım. Sonra birden bastırdı. İçime girişini hisettim. Su gibi akan sıvılarım sayesinde siki bir anda kayıp dibimi buldu, kasıklarımız kavuştu.
     “Yanıyorsun, bu ne kadar sıcak bir am!” dedi.
     Ben bir acı bekliyordum, ama hiç canım yanmadı. İçimde hareketlenmeye başladı. Önce küçük küçük hareketler, alıştıkça daha büyük git geller, derken piston dibimi dövmeye başladı. Artık kendimi koyverdim. İniltilerimiz odayı sardı. Bacaklarımı beline doladım ve o yüklenirken onu kendime doğru bastırdım.
                            
     15 dakika kadar beni böyle sikti. İçimdeki volkan kabardı kabardı kabardı ve patladı. Tırnaklarımı sırtına geçirip haykırarak boşaldım. Ben boşalırken o durmadı, sikmeye devam etti ve ben yıldızları saydım. Ben rahatlarken o hızlandı ve bir anda içimden çıkıp göbeğimden göğüslerime doğru fışkırmaya başladı. Doğrulup sikini ağzıma aldım, sikinde kalan döllerini emdim. Son damlaya kadar onu boşalttım.
     “Harikasın bebeğim!” dedi. Siki halen kazık gibiydi,
     “İnmeden bir daha istiyorum!” dedim.
     “Derhal!” dedi ve beni yine kuş gibi havalandırıp domaltıverdi.
     Başımı yatağa bastırıp, götümü dikledi ve direk amıma giriverdi. Siki yine dibimi buldu ve sonra tren pistonu gibi saydırmaya başladı. Kalçalarıma ufak tokatlar atıp, hızla amımı sikmeye başladı. Biraz sonra ayağa kalkıp, ata biner gibi kalçalarıma oturdu. Yine amıma geçirip, son sürat sikmeye başladı.
                              
     Altında bir kısrak gibiydim. Hiç bitmesin istiyordum. Hızlandı. Hızlandım. Hızlandık. Dörtnala koşuyor gibiydim. Kalçalarıma vuran kasıklarının sesleri ve benim iniltilerim odayı doldurdu. Orgazma ulaştığımda, o da içimden çıktı ve sırtıma boşaldı. Döllerini krem gibi sırtıma sürüp tenime yedirdi… 

     Yan yana yatağa uzandık. Nefeslerimiz düzelince, bana,
     “Bir şey soracağım, bakire olduğuna emin misin?” dedi. Bozulmuştum,
     “Ne demek istiyorsun? Elbette!” dedim.
     “Peki, fark ettiysen kanama olmadı. İlkinde de, ikincisinde de sikim içinden tertemiz çıktı. Kaldı ki, ilk sefer için oldukçada sert siktim!” dedi. Yine haklıydı.
     “Evet ama, gerçekten bu benim ilk seksim!” dedim. Biraz düşündü.
     “O zaman muhtemelen esnek bir zarın var. Jinekoloğuna göster, o sana anlatır!” dedi.
     “Bir acı bekliyordum, ama olmadı. Ondan mı?” dedim.
     “Sanırım…” dedi.
     Sonra yüz üstü uzandım, gül yapraklarını kucakladım. Çok hoşuma gittiğini söyledim ve inceliği için teşekkür ettim. O ise kalçalarımı okşamaya başladı,
     “Harika bir götün var. Bence o da bu gece bekaretini kaybetmeli!” dedi.
                          
     “Çok mu istiyorsun?” dedim.
     “Evet!” dedi.
     “Sırf bu gül yaprakların hatırına onu da sikmene izin vereceğim, ama canımı yakma!” dedim.
     “Sen merak etme!” dedi ve götümü yalamaya başladı.
     Dili çok maharetli çalışıyor, bir amıma, bir götüme giriyor, amımın suları ile göt deliğimi ıslatıyordu. Epeyce yaladıktan sonra bir parmağını götüme soktu. O bile zor girmişti. Biraz yoklayıp deliğimi genişletmeye çalıştı. Sonra kalçalarımı havalandırıp beni domalttı. Ellerimle kalçalarımı ayırttırıp deliklerimi iyice ortaya çıkarttı. Uzanıp güneş kremini alıp götüme sürdü. Sonra sikine de sürdü. Bana iş bile düşmedi, bakire götümü sikme hevesi sikinin taş gibi olmasına yetmişti….
                           

     Sonra arkama geçti ve sikini minnacık göt deliğime dayadı. Yavaş yavaş yüklenmeye başladı. Bu sefer acıyı hissettim, ama dur falan da demedim. Önce sikinin kafasının girdiğini hissettim.
     “Zor kısmı bitti bebeğim!” dedi ve yavaşa yavaş iterek götümde ilerledi.
     Son bir hamle ile de köküne kadar geçirip, kasıklarını kalçalarıma yasladı. Ben bir derin “Ohhhhh!” dedim. Kalçalarımda götümün yanaklarını açan ellerimi serbest bıraktı ve bir elimi amıma bastırdı.
     O götümü vidalarken, ben amımla oynamaya başladım. Yavaş hareketlerle başlayan sikiş, götümün alışması ile tam bir sikişe döndü. O götümü sikerken ben de amımı parmaklıyordum. Üst üste kasılmalarım başladı. Beni o pozisyonda 3 kez üst üste boşalırken, o hiç çıkmadan götümü sikti. Artık dizlerimin tutmadığını hissediyordum,
     “Hadi artık sen de boşal, bittim!” dedim. O da hızlanıp orgazm oldu ve döllerini götümün içine fışkırttı. Üstüme yığılınca, ben de yatağa yapıştım. Siki inene kadar götümü sikmeye devam etti. Her tarafımız ter, döl ve benim sıvılarımla kaplanmıştı. Ama kendimi kuş gibi hafiflemiş hissediyordum. 

     Sonra beni yan döndürüp, kaşık pozisyonunda bana sarıldı. Elleri ile göğüslerimi kavradı ve kendimizi bir rehavetin kollarına bıraktık. Bir saat kadar uyuduk. Ama çıplak tenlerimizin ısısından ter içinde uyandık.
                           
     Kalktık banyoya gittik, suyu ayarlayıp duşun altına girdik. Birbirimizi sabunlayıp yıkadık. Önce o beni sabunladı, her yerimi okşayarak yıkadı. Parmaklarını deliklerime soktu. İçimi de sabunladı :) Sonra duşun altında amımı kemirdi. Sonra ben onu sabunlayıp yıkadım ve sikini yalayıp emmeye başladım. Bir anda yine kazık gibi oldu.
                                   
     “Kaldırdın, indir bakalım!” dedi.
     “Tamam!” dedim, ellerimi duvara dayayıp, götümü geri attım, amım götüm ortaya çıktı.
     Arkama geçip hemen amıma geçirdi ve duşun altında sikmeye başladı. 15 dakika kadar amımı sikti beni boşalttı, ama o halen dimdikti.
     “İnmedi ne yapacağız?” dedi.
     “Bir de götü sikeceksin mecburen!” dedim.
                         
     Hemen pozisyonu bozmadan götümü sabunladı, sikine de sabunu sürüp götüme geçirdi. Yavaşlayıp hızlanarak yarım saat boyunca da götümü sikti. Benim artık dizlerim tutmuyordu. Tam yeter diyecekken götümden çıktı, beni diz çöktürüp ağzıma verdi ve emerken ağzıma boşaldı. Tüm döllerini ziyan etmeden yutup, onu son damlasına kadar emdim.
     Sonra birer havluya sarılıp çıktık. Birbirimizi kuruladık. Saate baktım, sabahın 6’sı olmuştu. Ve ben artık kadındım.
                    Açıklama: http://media.tumblr.com/tumblr_mcmeuxX0nL1rfrvcao1_500.gif
     “Ben odama gidiyorum!” dedim, elbisemi buldum giydim. Ama zor yürüyordum kapıya kadar.
     “Gitme, kal!” dedi.
     “Yok, kalırsam bu amı götü siktirmeden duramayacağım. Yeter artık, dinlenmek istiyorum!” dedim.
     Sürüne sürüne odama geldim. Soyundum ve kendimi temiz çarşaflara bıraktım. Hemen uyumuşum. Bir ara annem geldi, uyandırdı, kahvaltı saatinin geldiğini söylemek için. Ama ben uyumak istediğmi söyledim, gitti.
                           Açıklama: http://media.tumblr.com/tumblr_mdwbg5oq8n1qij4o1o1_500.jpg

     Uyandığımda akşam olmuştu, hemen giyinip otelin restoranına indim. Annemleri buldum, ama o yoktu. Annemle sonra konuşuruz deyip, odasına gittim. Odası boşaltılmış, temizleniyordu. Otelden ayrıldığını söylediler.
     Bir an ağlamaklı oldum. Sonra kendi kendime üzülmemeliyim, her saniyesine değecek bir ilkti dedim. Restorana döndüm, annem babamla akşam yemeğini yedik. Sonra annemle sahilde baş başa konuştuk. Annem,
     “Pişman mısın?” dedi.
     “Hayır!” dedim.